BU AYKİ DERGİ;
ÇOK İNSANA ULAŞTIRILMALI!

Bismillahirrahmanirrahiym...
Yeni bir sayı ile daha siz okurlarımızın karşısında olmanın mutluluğu içindeyiz. Bu ay ki editör yazımızda iki önemli hususu sizlerle paylaşacağız. Bunlardan birincisi, dergimizde bu ay dosya konusu olan "Medine Müdafaası" üzerine olacak. Diğeri ise; “hayrınıza dergi dağıtma kampanyası” üzerine olacak.
Önce "Medine Müdafaası"na bakalım.
Hep ‘Kurtuluş savaşı’, ‘Çanakkale Zaferi’, ‘Sarıkamış dramı’ anlatılır da, Medine Müdafaasından kimse söz etmez. Hâlbuki ‘Medine Müdafaası’ bambaşka bir hadisedir. Tarihte emsali olmayan bir insanlık dramıdır.
Kahramanlık…
Zaruret ve sıkıntılar…
Açlık, hastalık…
Zafer...
İhanet…
Allah ve Rasûlünün aşkı…
İnsanlık dersi…
Bundan doksan yıl öncesiydi. ‘Anadolu çocukları’ Peygamberlerinin başucunda onun mübarek beldesini korumaya yemin etmişlerdi.
Başlarında komutanları Fahrettin Paşa olduğu halde, Anadolu çocuğunun üç seneye yakın Medine'de yaptığı müdafaa, kelimelerle anlatılır cinsten değildir.
Bu müdafaayı; her müslümanın bilmesi elzemdir.
Mudafaanın ilk günlerinde; Komutan Fahrettin Paşa, bir Cuma günü Resulullah'ın mescidinde askerine şöyle seslenir:
"Malumunuz olsun ki, secî ve kahraman askerim bütün İslam'ın teyid–i mânevisiyle Hilâfet'in gözbebeği olan Medine'yi son fişeğine, son damla kanına, son neferine kadar muhafaza ve müdafaaya memurdur. Buna askerce, müslümanca azm–ü cezm etmiştir. Bu asker, Medine'nin enkazı altında ve nihayet "Ravza–yı Mutahhara"nın yeşil kubbesi altında kan ve ateşten mensuc kızıl bir kefenle gömülmedikçe Medine–i Münevvere Kalesi'nin burçlarından ve yeşil kubbesinden Osmanlının Albayrağı alınmayacaktır."
Bu konuşmanın üzerinden üç yıl geçer, Osmanlı cihan harbini kaybetmiş, mütareke imzalanmış, galip devletlerin borusu ötmektedir. Emir İstanbul'dan gelir; ordu Medine'den çekilecek. Padişah ve Osmanlı devleti emretmiş, Fahrettin Paşa nasıl uymasın. Önce uymuyor, emir tanımıyor. “Ben Resulullah'ı bırakmam” diyor.
Sonuçta İstanbul'dan gelen emre, galip devletlerin baskısına ve işbirlikçi Arapları tazyikine dayanamaz… Son anlar; Resulullah'ın mübarek naaşının bulunduğu hücre–i saadettedir. Büyük komutan Fahrettin Paşa ağlıyor. "Görüyorsun ya Resulullah! Ben gitmiyorum götürüyorlar! diye feryat ediyordu.
Fahrettin Paşa kılıç ve silâhını yaverine verir ve:
"Bunları götürünüz, Hazreti Peygamberin kızı Hayrunnisa Hazreti Fatıma'ya emanet edin. Medine Müdafiinin kılıcını, tabancasını ancak o koruyabilir" der.
Dehşet içinde kalarak okuyacağınız bir yazı…
Gelelim ikinci konuya;
Uzun zamandır, aralıklarla şöyle önerilerle karşı karşıya kalıyorduk.
Beyan dergisinin (her sayısı iyi, güzelde) bazı sayılarında, özel dosyalar oluyor. Örneğin; “kutlu doğumla” ilgili dosya, “İnsanlığı tehdit eden anarşi ve kaos" şimdi de "Medine Müdafaası" benzeri dosyaları insanlara dağıtsanız olmaz mı?
“Nasıl dağıtalım” dediğimizde?
“Bu ülkede hayrına yüz adet, üç yüz adet, beş yüz adet dergi alacak zengin yok mu?” diye soruluyordu. Bizde “vardır herhalde” dedik.
Buradan ilânen duyuruyoruz ki; ister bir tane olsun, ister on, ister yüz, parasını ödeyipte hayrıma benim için şu kadar dağıtın derseniz, biz dağıtmaya hazırız.
Hayrına dergi dağıttıracak olanlara bizimde katkımız, üzeri fiyatından yüzde elli iskonto yapacağız. Bir telefon etmeleri yeterli olacak. 216–532 49 35
Sevgi, kardeşlik, muhabbetle hizmete devam ediyoruz.
Bizi izlemeye devam edin…
Rabbimizin rahmeti hepimizin üzerinde olsun…
Fî emanillah!
 

editör...