|
ASUMAN KALUFYA
asumankalufya@yahoo.com
Gurbet Postası
Helâl Gıda ile Daha Sağlıklı Yaşayacağız...
"Allah'ın size helal ve
temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş
bulunduğunuz Allah'tan korkun."(5/88)
İslam
fıkhında yemek ve içmek mübah olan şeylerdendir. Yani bunları
yapmak tek başına ne günahtır ne de sevaptır. Ancak Allah ve
Rasulü'nün tavsiyeleri doğrultusunda yenir ve içilirse sevaba
dönüşür. Tersi durumda ise, yani Allah ve Rasulü'nün tavsiyelerine
uygun olmadan yenir ve içilirse bu kez de günaha dönüşür. Boğazdan
geçen lokmalar huzur lokmaları değil gaflet lokmaları haline
gelir.
* * *
Yenecek yiyeceğin helal olması şarttır. Namaz nasıl farz ise, iman
nasıl farz ise, yemeğin helalinden olması da öylece farzdır. Farz
olan bir şeyin ilmi de farz, ameli de farz, ihlası da farz,
tebliği de farzdır. Dolayısıyla her müslümana ilmihal ve fıkıh
kitaplarından yeme–içmenin helal ve haramlarını, alış–verişin
helal ve haramlarını, ticaretin, rızık temininin helal ve
haramlarını öğrenmek de farzdır.
* * *
Son yıllara kadar müslümanlar, geleneksel beslenme tarzıyla daha
sağlıklı beslenebiliyor ve yiyeceklerin helal veya haram olduğuna
da Kuran ve sünnete göre kolayca karar verebiliyorlardı. Ancak son
zamanlarda gelişen gıda endüstrisi bir hayli yaygınlaşmış,
globalleşme eğilimiyle gayri müslimlere ait yemek kültürü ve damak
tadı günlük hayatımızın bir parçası olmuştur. (Fast food kültürü,
cola, cips, ketçap vb.) Bununla birlikte bilinmeyen birçok yeni
gıda çeşidi de ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla biz müslümanlar helal
gıda konusunda ciddi bir çıkmaza girmiş durumdayız. Bir yandan
bize sunulan gıdaların sağlığımıza zararlı olup olmadığı, diğer
yandan da helal olup olmadığı konusunda sorunlar ve zorluklar
yaşamaktayız.
Beslenmede fast food kültürüne alışmış olanlara uzmanlar, sağlığa
en zararlı beslenme türünün fast food olduğunu söylemektedir.
ABD'li bir grup Doktor, McDonald's ve Burger King restoran
zincirlerinin California'daki restoranlarında sattığı kızarmış
tavukta kanserojen madde tespit etmelerini takiben bu iki kuruluş
hakkında dava açtı. Doktorların tespitlerinde, ''kızarmış tavuk
kansere neden olabilir, tüketicilerin de sağlıklı denilen bu
yiyeceğin aslında kendileri için kötü olduğunu bilmeye hakları
var. Kızarmış tavuklu salata bile başta meme ya da prostat kanseri
olmak üzere kanser türlerine yakalanma riskini artırıyor''
deniliyor. McDonald's'a patates kızartmaları ve sütlü mamulleri
yüzünden de bir dizi dava açılmış durumda. Bu sebeple
McDonald's'ın New York borsasındaki hisselerinde yüzde 0.58 bir
gerileme olmuştur.
* * *
Uluslararası bir gazetede yayınlanan bir haberde de; yeni bir
sigara çeşidinin piyasaya sürüleceği belirtilmiş ve bu ürünün ilk
olarak Türkiye'de test edileceği açıklanmıştır. Bu habere karşı
Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Tüketici Hakları Merkezi TÜ–MER
tepkilerini ortaya koyarak ortak bir basın bildirisi yayınladılar.
TÜRK İNSANI KOBAY
OLAMAZ
Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Tüketici Hakları Merkezi TÜ–MER'in
Ortak Basın Bildirisi: "Yüz binlerce insanın sağlığını ve yaşamını
kaybetmesine ve yine o kadar insanın tedavi masrafları için
milyarlarca YTL'nin harcanmak zorunda kalmasına neden olan başta
sigara ve bağımlılık yapan insan sağlığına zararlı her türlü ürün
ve markaya karşı Türkiye Yeşilay Cemiyeti ile Tüketici Hakları
Merkezi TÜ–MER tepkisini açıkça ortaya koymaktadır. Bağımlılık
yapan maddelerin kullanımının hızla arttığı günümüzde sağlıklı bir
toplum, sağlıklı bir insan için verilen mücadele sabote
edilmektedir. Bu olumsuz gayretlerin ilk meyveleri olan yeni
ürünlerin Türkiye insanı üzerinde denenecek olması başka bir
deyişle Türk insanının kobay olarak kullanılması kabul edilebilir
değildir. Ülkemiz insanına yönelik yapılan bu tavra karşı en
manidar cevabı Türkiye tüketicisi, göstereceği tepkisi ile
verecektir. Bizler sivil toplum örgütleri olarak ülkemizde ilk
defa denenmesi düşünülen bu ürünün, sigara ve bağımlılıkla olan
mücadeleyi sekteye uğratacağını düşünüyor ve tüketicilerimizi
sağlıklı ve bağımsız bir yaşam için tepki göstermeye davet
ediyoruz."
* * *
Sıhhat, hesabını vermek zorunda olduğumuz bir nimettir. Bütün
problemlerin başı cehalettir. Çözüm ise öğrenmekten ve bildiğini
uygulamaktan, bilerek yaşamaktan geçer. Katkı maddelerini
öğrenmeli; alacağımız besinin içeriğinde haram, zararlı, şüpheli,
belirsiz olanlar bulunuyorsa satın almaktan vazgeçmeliyiz. Reklam
oyunlarına gelmeyip bu tür besinleri alma alışkanlığından
korunmalıyız.
* * *
Belki bazı gayri Müslimler veya din düşmanları kasıtlı olarak
Müslüman camiaya haram yedirtmeye çalışıyorlar. Halkı aldatıp "oh
size haramı gizlice yedirdik ya!" diye eğlenmek istiyorlar. O
halde biz Müslümanlar gıdalarımızı acele etmeden, oburluk etmeden,
kontrol ederekten, sağlığımızı ve maneviyatımızı titizlikle
koruyaraktan, şaibeli yiyecek ve içeceklere uzanmadan seçelim.
Daima temiz, helal, taze, doğal ve katkısız gıdaları tercih
edelim.
TÜRKİYE'DE
İLK DEFA HELAL
GIDA KONFERANSI
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği (GİMDES)'in
öncülüğünde, 24 Şubat Pazar günü Feshane Kültür Merkezi'nde,
Uluslararası Helal Gıda Konferansı–2008 gerçekleştirildi.
Türkiye'de ilk defa gerçekleştirilen böyle bir konferansa birçok
sivil toplum kuruluşu destek verdi.
GİMDES, “Helal Sertifika Nedir?“ sorusuna cevap arayanlar için bir
bildiri yayınladı. 'Her Yiyecek Yiyecek Değildir', 'Her Ürün Helal
Olmaz' düşüncesinden yola çıkanlar 3 yıl önce helal gıda
araştırmaları için GİMDES'i kurdu. Müslüman insanlara yönelik
helal gıda sertifikalandırma çalışmalarını başlatabilmek için yola
çıkan GİMDES, 'helal sertifika'yı şöyle tanımlıyor: "Helal
sertifikalama, muteber, ehil ve tarafsız bir kurumun söz konusu
üretimi denetlemesini, helal standartlarla uygunluk içerisinde
üretimin yapıldığını teyit etmesini ve buna bağlı olarak
onaylanmış bir belge vermesini kapsayan bir yöntemdir."
Bu husus dünyadaki 2 milyar Müslüman'ı ve de helal ürün yemeyi
tercih eden diğer milyonlarca insanı kapsamaktadır.
GİMDES haram gıdaları da şöyle sıralıyor: "Domuz eti ve domuz
ürünleri, İslami usule göre kesilmemiş hayvanlar, kesilmeden önce
ölmüş hayvanlar, Allah'tan başkası adına kesilmiş hayvanlar, alkol
ve tüm sarhoşluk veren maddeler, etobur hayvanlar, yırtıcı kuşlar,
sürüngenler, kan ve kandan yapılmış ürünler, bu belirtilen
ürünlerle karıştırılmış gıdalar."
Konferansı organize eden GİMDES Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer ise
yaptığı konuşmada, İslam Toplumu'nun çağımızda gıda konusunda bazı
sorunlarla karşı karşıya olduğunu, söz konusu problemlerin yakın
zamanda ortaya çıktığını belirtti. Yakın zamana kadar böyle
problemlerimizin olmadığını çünkü bizim köklü yaşam biçimimizin ve
bu yaşam biçiminin getirdiği bir gıda rejimimizin olduğunu, ama
günümüz teknolojisinin bunların hepsini değiştirdiğini söyledi.
Musevilerin 'Kosher Food' damgasıyla dini inançlarına uygun gıda
maddelerini üretip sattıklarını örnek vererek, Müslümanların da en
az Museviler kadar inançlarına ve sağlığına uygun gıdalarla
beslenme ve ilaçlarla tedavi olma hakkı olduğunu ve Türkiye'nin
ekonomik hacmi 850 milyar dolar olarak tahmin edilen 'Küresel
Helal Pazar'ın çok önemli ve aranan bir aktörü olabileceğini
vurguladı.
Konferansa ABD'de helal sertifika olayının misyoneri konumundaki
Mohammad Mazhar Hussaini de katılarak, 'helal standartların
organizasyonu' konulu bir tebliğ sundu. Lübnan'dan gelen Dr. Ahmad
H. Sakr ise helal olma isteklerinin standartlaştırılmasını
anlattı.
GIDA
ÜRÜNLERİNDE
HELAL STANDARDINA
KAVUŞUYORUZ
Malezya ile birlikte birçok ülkede 'Helal Sertifika'lı ürünler
market raflarında yerlerini almaktadır. Türkiye ise henüz buna
adım adım yaklaşmaktadır. Tarım ve Sağlık Bakanlığı onay verirse
GİMDES, Türkiye'deki yaklaşık 3 bin gıda ürünü ve gıda üretiminde
kullanılan katkı maddesi üzerinde "helal mi haram mı" çalışması
yapacak. Helal sertifikasının bir de logosu olacak. Helal mi
araştırmasından sonra ürüne bir de 'helal' logosu vurulacak.
GİMDES'in bu girişimine Tarım ve Sağlık Bakanlığının vereceği
cevap merakla bekleniyor.
Helal sertifikalı ürünleri üretmede, mutlaka helal sertifikalı
katkı maddelerinin kullanılması gerekmektedir. Helal sertifikalı
katkı maddeleri pek çok ülkede bulunabilir. Ülkemizde henüz helal
sertifika müessesi oluşmadığı için İslam toplumu adına İslamî
hassasiyet içerisinde sertifika çalışmalarını sürdüren diğer
ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarından istifade edilebilir.
Örneğin;
Amerika'da:
www.ifanca.org,
www.muslimconsumergroup.com
Kanada'da:
www.eat–halal.com
İngiltere'de: www.iccuk.org
Almanya'da: www.halal.de
Malezya'da:
www.halal.com.my
Dünya müslüman sivil toplum kuruluşları arasında bu konuda
işbirliği ve ortak gayretler sürdürülmektedir. Önümüzdeki
günlerde, 11–13 Mayıs 2008 tarihleri arasında Malezya'nın başkenti
Kuala Lumpur'da World Halal Forum tarafından "Helal Endüstri
Konferansı" düzenlenecektir. Forum, tüm dünyadan helal üretim
yapan firmaları biraraya getirerek, dünya çapında bir helal
endüstri pazarı oluşturmayı hedeflemektedir. Bu, gıda sektöründe
faaliyet gösteren kardeşlerimizin ilgilenmesi gereken önemli bir
gelişmedir.
* * *
Müslümanlar olarak bizim de inançlarımıza uygun yaşama, yeme,
içme, tedavi olma hakkımız var. Ancak bilinçli müslümanlar olarak
hareket etmeli, hakkımızı takip etmeliyiz. Yiyip içtiğimiz,
yavrularımıza yedirdiğimiz gıdaların helal ve temiz olup
olmadığına dikkat etmeli, bilgili, şuurlu ve uyanık olmalıyız.
Ülkemizde helal gıda konusundaki girişimlerin bu kadar
gecikmesinde müslümanlar olarak bizim payımız büyük. Şimdiye kadar
helal noktasında gereken özeni göstermediğimiz beslenmemize bundan
böyle daha itinalı yaklaşmak zorundayız.
"Siz verdiğimiz rızkın temizlerinden yiyin, onda taşkınlık
yapmayın. Sonra gazabımız üzerinize helal olur. Gazabım kime helal
olursa artık o düşmüştür ve ben tövbe eden, salih amel işleyen ve
sonra da yola gelen kimselere karşı elbet
bağışlayıcıyım."(20/81–82)
|