|
NUSRETULLAH ÇAYIR
Buhari-Müslim / Ebu Davud-İbni Mace
Hadis
İlim
insanlar arasından
ÇEKİP
ALINACAK...
Urve b. Zubeyr'den rivayet
dilmiştir. Urve anlatılır:
Bana Âişe şunu söyledi:
"Ey kız kardeşimin oğlu! Duydum ki, Abdullah b. Amr hacca giderken
bize uğrayacakmış. Onunla görüş de kendisine bir şeyler sor! Çünkü
o Peygamber'den çok ilim nakletmiştir."
Bunun üzerine ben kendisiyle görüşerek ona birçok şeyler sordum.
Onları Resûlüllah'dan naklen söylüyordu. Anlattıkları arasında şu
da vardı. Peygamber:
"Şüphesiz Allah ilmi İnsanlardan çekip alıvermez. Lâkin ulemayı
kabzeder, onlarla birlikte İlmi de kaldırır. Ve insanlar arasında
bîr takım câhil başlar bırakır. Bunlar insanlara ilimsiz fetva
verirler; bu suretle hem saparlar, hem saptırırlar." buyurdular.
Ben bu hâdisi Hazreti Âişe'ye anlattığım vakit onu pek büyük gördü
ve yadırgadı.
"Sana kendisinin Peygamber sözünü söylerken işittiğini anlattı
mı?" dedi.
Aradan zaman geçti, bir sene sonra Hazreti Âişe bana:
"İbnü Amr gelmiş onunla görüş, ona söz aç, tâ ki ilim hakkında
sana anlattığı hadîsi kendisine sor!" dedi.
Ben de kendisiyle görüşerek ona bir şeyler sordum. Ve bu hadîsi
bana ilk defada anlattığı gibi anlattı. Sonrada Hazreti Âişe'ye
bunu haber verdiğim vakit:
"Onun doğru söylemekten başka bir şey yapmadığını zannederim.
Sanırım ki, bu hadîse hiç bir şey ziyâde ve noksan etmemiştir"
dedi.
SEVDİRİN
NEFRET
ETTİRMEYİN
Ebû Musa el–Eş'arî radıyallahü anh anlatıyor:
Rasûlullah ashabından birisini göndereceğinde derdi ki:
"İnsanlara müjdeler verin, sevdirin, nefret ettirmeyin!
Kolaylaştırın, zorlaştırmayın!"
Peygamberimiz şöyle devam etti:
"İzzet ve celâl sahibi olan Allah'ın beni gönderdiği hidayet ve
ilim, bir yağmura benzer ki bir kısım toprak onu içine çeker ve
orada birçok otlar, çayırlar çıkar. O toprakların bir kısmı da
çoraktır, çukurdur, suyu üstünde tutar, izzet ve celâl sahibi olan
Allah, onu insanlara faydalı kılar; biriken sudan içerler,
hayvanlarını otlatırlar, hem başkalarına su verir, hem de ziraatla
uğraşır ve topraklarını sularlar. Bir kısmı da düz arazidir,
toprağın üstü su tutmaz ve orada ot bitmez. İşte bu örnekler,
izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın dinde anlayış, kavrayış sahibi
kıldığı, ayrıca Allah'ın benimle gönderdiği vahiyden başkalarına
öğretmek ve öğrenmek şeklinde faydalandırdığı kişinin misali ile
bunlara itaat etmeyen, izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın bana
gönderdiğini de reddeden kişinin durumuna benzemektedir."
HAKKI
SAVUNAN
TOPLULUK
Hazreti Muaviye radıyallahü anh anlatıyor:
Hazreti Ömer dönemi dışında size gelen hadislerde titiz davranın,
iyi inceleyin! Çünkü Ömer bu konuda, izzet ve celâl sahibi olan
Allah'tan en çok korkan kişiydi. Ben Rasûlullah'ın şöyle dediğini
işittim:
"Allah kimin hayrını isterse, onu dinde fakih, doğru anlayış
sahibi kılar."
Şunu da işittim:
"Ben hazine sorumlusu gibiyim. Veren ise sadece izzet ve celâl
sahibi olan Allah'tır, Kime gönül hoşluğu ile bir şey verdiysem,
bu ona bereketli olur. Kime de aç gözlü olması ve böyle
istemesinden dolayı verirsem, 'bu yiyen ama doymayan bir kişiye
benzer, ona bereketli olmaz." ayrıca şunu işittim:
"Ümmetimden, hakkı savunan bir topluluk her zaman bulunacaktır.
Onlar diğer insanlara boyun eğdirdikleri hâlde hiç kimse onlara
karşı gelemeyecek ve bu Allah'ın takdir ettiği süre bitinceye
kadar devam edecektir."
ÂLİMLER
PEYGAMBERLERİN
VARİSLERİDİR
Kesîr b. Kays radıyallahu anh anlatıyor:
Bir kişi Medine'den yola çıktı ve Dımeşk'te bulunan Ebu'd–
Derdâ'nın yanına geldi, aralarında şu konuşma geçti:
"Ey kardeşim, seni buralara getiren nedir?"
"Bana ulaşan senin Rasûlullah'tan rivayet ettiğin bir hadis beni
buralara getirdi."
''Sen şimdi buraya ticaret için gelmedin mi?"
"Hayır."
"Ya da herhangi bir ihtiyacın için gelmedin mi?"
"Hayır."
"Buraya, sadece o hadisi almak için mi geldin?"
"Evet."
"O hâlde dinle, ben Rasûlullah'in şöyle dediğini işittim:
"Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah onu cennete giden yola
çıkartır. Melekler ilim talibini sevdikleri için kanatlarını onun
ayakları altına sererler. Sudaki balıklar da dâhil göklerde ve
yerde bulunan her şey onun için istiğfar eder. Âlimin âbide
üstünlüğü, ayın ışığının diğer yıldızlara olan üstünlüğüne benzer.
Âlimler Peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar
bıraktılar ve ne de dirhem. Geride bıraktıkları sadece ilimdir.
Kim de bu ilimden istifade ederse çok şanslı demektir."
HANZALA
MÜNAFIK OLDU
Kâtib Hanzale radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlullah ile beraberdik ve bize cenneti, cehennemi öyle anlattı
ki sanki onları gözlerimizle gördük. Sonra ayrıldım ve ailemin
yanma geldim, onlarla beraber güldüm, eğlendim. Ancak bir an
Rasûlullah'ın anlattıklarım hatırlayınca hemen dışarı çıktım ve
yolda Hazreti Ebû Bekir ile karşılaştım. Ona :
"Hanzale münafık oldu" deyince bana:
"Bu ne demek ?" dedi.
"Rasûlullah ile beraberdik ve bize cenneti, cehennemi öyle anlattı
ki sanki onları gözlerimizle gördük. Sonra ayrıldım ve ailemin
yanına geldim, onlarla beraber güldüm, eğlendim, sanki her şeyi
unuttum."
"Biz de böyle yapıyoruz."
Ben ondan ayrıldım ve Peygamberin yanına geldim, olanları
anlattım. Bana dedi ki:
"Eğer evinizde de benim huzurumda olduğunuz gibi huşu hâliniz
devam etse, yataklarınızda ve yollarda bile melekler size görünür,
onlarla müsâfaha ederdiniz, kanatlarıyla sizi gölgelendirirdi.
Fakat Ey Hanzale, insanın hâli bazen öyle, bazen böyle olur."
Buyurdu.
İNSANLAR
ÇOK
SORU SORACAK
Ebû Hüreyre radıyallahü anh anlatıyor:
Resulullah buyurdu ki:
"İnsanlar o kadar çok soru soracaklar ki hatta 'Allah bizi
yarattı, Allah'ı kim yarattı?' diyecekler."
Ebû Hüreyre şöyle bir olay anlattı :
"Ben bir gün otururken baktım, Iraklı biri geldi ve bana; 'Allah
bizi yarattı, peki Allah'ı kim yarattı?' demesin mi, hemen
parmaklarımla kulağımı tıkadım ve çığlık attım, sonra da: 'Allah
ve Rasûlü doğru söyledi. Allah tekdir ve Samet'dır, varlık
sebebidir. O doğurmadı ve doğmadı. Hiçbir şey O 'na denk değildir'
dedim."
Z ÜÇ ŞEY
VARDIR
Abdurrahman b. Ebân b. Osman radıyallahu anh anlatıyor:
Zeyd b. Sabit gün ortasına doğru Mervan'ın yanından çıktı. Biz de:
"Bu saatte, kendisine bazı sorular sorulmasaydı Mervan'ın yanında
bulunmazdı" diye konuştuk. Ben kalktım ve konuşulan şeyi sordum,
dedi ki:
"Evet, Rasûlullah'tan duyduğum bazı hadisleri sordu, ben
Rasûlullah'ın şöyle dediğini işittim:
"Benden bir hadis duyup başkasına aktarmak için onu ezberleyenin
yüzünü Allah ağartsın, aydınlatsın. Nice fıkıh, dini bilgiler
öğrenen var ki âlim değildir ve nice fıkıh, dînî bilgiler öğrenen
var ki kendilerinden daha fazla anlama kabiliyeti olanlara
naklederler. Üç şey var ki dünyanın sonuna kadar Müslüman kalbi
onların doğru olduğunda yanılmaz:
'Allah için samimiyetle amel etmek.'
'Yöneticilere nasihat etmek.'
'İslâm toplumu ile beraber hareket etmek.'
Onların daveti, kendilerinden sonra gelenlere de faydalı olur.
Kimin hedefi âhiret kazancı olursa Allah onun kazancını toplar,
bereketlendirir, kalbinde kanaat yaratır ve istemediği hâlde
kendisine dünyalık ulaşır. Kimin niyeti de dünyalık kazançsa Allah
onun kayıplarını artırır, gözünde fakir kalma duygusu yaratır ve
ne kadar hırslı olursa olsun ancak takdir edilen kadar kendisine
dünyalık ulaşır."
ALLAH’IN
KİTABINI YAZIN
Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh anlatıyor:
İlk dönemlerde bazen arkadaşlarla oturur ve Hazreti Peygamber'den
duyduklarımızı yazardık. Bir keresinde Resulullah yanımıza geldi
ve ;
"Ne yazıyorsunuz ?" diye sordu. Bizde:
''Senden duyduğumuz şeyleri yazıyoruz" dedik. Bunun üzerine
Rasûlullah şöyle buyurdu:
"Allah'ın Kitabı ile birlikte başka bir kitap mı yazıyorsunuz?”
"Biz sadece senden duyduğumuzu yazıyoruz."
"Allah'ın Kitabını yazın, Allah'ın Kitabı ile birlikte başka bir
kitap mı yazıyorsunuz, sadece Allah'ın Kitabını yazın! Sadece onu
yazın!"
Bunun üzerine biz de onları bir tepede topladık ve hepsini yaktık.
Sonra Rasûlullah'a dedik ki:
"Ey Allah 'm Resulü! Sözlerini senden nakledelim mi?”
"Evet, sözlerimi nakledebilirsiniz, bu konuda sakınca yok. Ancak
dikkat edin, kim benim adıma bir söz uydurursa, cehennemdeki
yerine şimdiden hazırlansın!"
"Ey Allah'ın Resulü! İsrail oğullarından da nakledelim mi?"
"Evet, İsrail oğullarından da nakledebilirsiniz, bu konuda sakınca
yok. Onlardan naklettiğiniz şeylerden daha ilginç olanı da
yanlarında bulunmaktadır."
|