|
Hasbihal
HASBİHAL EKİBİ
Mektup Adresi:
Beyan Dergisi
Hasbihal Köşesi
P.K. 96 Üsküdar/İstanbul
Faks:(0216) 532 49 40
BEYAN'IN GELİŞİNİ İPLE ÇEKİYORUZ
Bu yıl Beyan evimize girmeye başladı. Ben ve ailem ayın başını
iple çeker olduk. Dergi eve gelince herkesin merakla beklediği
sayfalar var. Biz Nevşehir'de oturuyoruz. Birkaç gün gecikmelide
olsa Allah'a şükür Beyan'a kavuşuyoruz. Allah sizden, tüm Beyan
çalışanlarından razı olsun böyle bir dergiyi her ay evimizde
görmekten çok mutluyuz….
Zehra Akman
Süheyla kardeşimizden gelen mektupta biraz sitem, birazda burukluk
vardı. Değerli kardeşimizin bahsettiği konuda kendinse hak
vermekle birlikte, inancımızın bir ilkesini hatırlatmada fayda
olduğu düşüncesi ile unutmayın ki "şartlar ne olursa olsun
Allah'tan asla ümit kesilmez" dünya hayatımızı bu kural
doğrultusunda devam ettirelim inşallah… Dedikten sonra bizden
özellikle yayınlanmasını istediği şiiri ile sizleri baş başa
bırakıyoruz.
PEYGAMBERE SESLENİŞ
Allah onu ne güzelde yarattı,
Türlü türlü meziyetle donattı,
Bazı kalpler şeytan ile karardı
Kararan kalpleri nur ile aydınlattı.
O her zaman dünyanın efendisi
Allah tarafından seçilmiştir kendisi
İmanlı kalplerin hep sevgilisi
Âlemlerde görünmedi onun gibisi.
…..
Allah yolunda her zaman savaştın
Her fırsatta yaratana danıştın
En sonunda bir gün ona kavuştun.
İmansız kalplere hep oldun silah
Sana inanmayanlar işlediler hep günah
Ne güzel söylemiş yüce Allah
La ilahe illallah Muhammeden Resulullah
Süheyla Yılmaz
AÇIKLAMA
Yıllardır bir konunun altını özellikle çiziyoruz. Yazıklarımızın
boşa gitmediğini görmek bizi son derece mutlu ediyor. Batman'dan
yazan Songül kardeşimize teşekkür ederiz. Bizim düşüncemiz şudur,
ehlisünnet çizgisi içinde olan yayınlar desteklenmelidir. Kısır
çekişme ve mensubiyet taassubu bir yana bırakılarak, İslami
dergiler, kitaplar, gazeteler desteklenmeli… Her yığıdın gönlünde
bir aslan yatar, ancak dünyada bir tane aslan yok ki. Bu
düşünceler içinde Songül kardeşimizin mektubu bizi memnun
etmiştir.
… yaklaşık beş yıl önce Beyan dergisi ile tevafuk en karşılaştım.
O gündür bu gündür Beyan'ın okuyucusuyum. Geçen sene "İnzar"
dergisine abone oldum, iki ay öncede "Sızıntı" dergisine abone
oldum. Gerçek şu ki; "İnzar" ve "Sızıntı" Dergilerine sadece ve
sadece Allah rızası için destek olmak niyeti ile abone oldum.
İnanınki Beyan çok başka, Beyan benim için çok özel… Başta Beyan'a
da destek olmak için abone olmuştum, okudukça, destekten çıktı
tutkuya donuştu.
Songül Ekinci
İTİRAZ ETMEM
Esti rüzgârlar bugün benden yana
Alem başıma yıkılsa hissetmem
Aşkı gönülde içtim kana kana
Yakıp yıksalar hiç itiraz etmem
Şanssızlık yenik şaşkınlık içinde
Gelip gidiyor nedende niçin de
Buldum ya aşkı erinde geçinde
Yakıp yıksalar hiç itiraz etmem
Ne güzel, uygun yaşı da yaşıma
Sevda tacını kondurdu başıma
Sanki hayranmış gözüme kaşıma
Yakıp yıksalar hiç itiraz etmem
Vuslat çekince kılıcı belinden
Kurtulmak varmış hicranın elinden
Farkım yok artık Selimden–Halimden
Yakıp yıksalar hiç itiraz etmem
Engin NAMLI
BU YOLCULUK
NEREYE?
Önümüzdeki günlerde yaşadığınız şehirden ayrılacağınızı ve upuzun
bir yolculuğa çıkmak zorunda olduğunuzu ve bir iki gün sonra da bu
yolculuğun başlayacağını düşünün.
Bu yolculuğa mecbursunuz ve başka bir alternatifiniz yok.
Evet, bir iki gün sonra yolculuk başlayacak, fakat gideceğiniz
yerin neresi olduğunu hiçbir zaman tam olarak bilmediğinizi
düşünün.
Üstüne üstlük buradaki sevdiklerinizden ayrılacaksınız ama orada
sevdiklerinizle karşılaşıp karşılaşmayacağınız bilmiyorsunuz?
Siz orada sevenleriniz tarafından sevgi, tebessüm ve güzellikle mi
karşılanacaksınız yoksa sert suratlarıyla yakanızdan tutup size
kötü davranılacak ve sizi azarlayacaklar mı?
Orada başınıza iyi şeyler mi gelecek, kötü şeyler mi gelecek
bilmiyorsunuz.
Ve de çok uzun bir süre orada kalacaksınız…
Acaba gideceğiniz yer yeşil bitkiler ve ırmaklarla süslenmiş hoş
bir iklimi olan güzel bir yer mi?
Yoksa kutuplar kadar soğuk veya bunun tam tersi haddinden fazla
sıcak bir yer mi?
Orada geçireceğiniz uzun zamanda mutlu mu olacaksınız yoksa hergün
bin dert ile ah vah mı edeceksiniz?
Orada güzel elbiseler giyip güzel yemekler yiyerek köşklerde
saraylarda mı oturacaksınız yoksa tam bir mahrumiyet içinde mi
olacaksınız?
Yaptığınız işleri istediğiniz zaman gönül hoşluğu ile mi
yapacaksınız yoksa birilerinin sizi zorlamasıyla mecburen mi
yapacaksınız?
Ve orada sözünü sohbetini sevdiğiniz hoş insanları ziyaret etme
şerefine mi ereceksiniz yoksa hep ayak takımı ile mi muhatap
olacaksınız?
Ey insan! İşte sana bütün bu soruları unutturan ve seni kendi
bataklığına çeken ehli dünyayı ve ehli dünyanın çok beğendiği
aklını bırakta o yolculuğun hayırlı olması için bir şeyler yap.
Ehli dünya ile ülfet etmek kalbin onlara benzemesi ile
neticelenir. Bu nedenle cehennemden kaçar gibi onlardan kaç da
seni hilesi ile aldatmasınlar.
Bu yolculuğu düşünme zamanıdır şimdi başkalarını eleştirerek
lüzumsuz tartışmalarla enerjimizi boşuna harcama zamanı değil.
Bu yolculuk nereye? Gönülleri ferahlatan cennete ve Yücelere
Yücesinin cemaline mi yoksa Cehennem çukurlarından bir çukura mı?
Bu sorunun cevabı şunlara bağlı olarak değişir?
Dünyada ne söyledik ne yazdık? Ne yaptık?
Kimi sevdik?
Kimi sevmedik?
Namaza gerekli önemi vermediğimiz halde, günahlar konusunda
hassasiyet kazanma yoluna gitmediğimiz halde fıkıhta nasıl oldu da
müçtehit olduk?
Sünnetten ve hadisten şüphelenerek, aykırılık ve itiraz
hastalıklarına müptela olarak nasıl ve niçin zehriyle söz
ekseninde hali es geçerek rıza ve teslimiyetten nasıl yüz
çevirdik?
İŞTE ARTIK KABİRDESİN!...
Zaman dem
vurmakta her an,
Ve bir bir dökülmekte yapraklar yaşam ağacından.
İstesen de istemesen de varacaksın o bilinen sona.
Öyleyse nedir bu dert yanmalar, isyanlar Hakk'a?
Çok mu ağır geliyor yoksa sana?
Aldığı nedir, verdiği emanetten başka?
Ağır ağır ilerlediğin zaman tünelinin sonundasın şimdi.
Geri dönüşün olduğunu kim söyledi?
Eli mahkûm varacaksın huzura ve yargılanacaksın orada.
İşte adıdır o büyük mahkemenin Mahkemetü'l Kübrâ.
Sendin dünyada halkı Hakk'a tercih eden.
Ve sendin yine ömrünü beyhûde geçiren.
Kul hakkı nedir, hiç bilmedin.
Harama giden seni engellemedin.
Kur'ân'dı, Sünnet'ti gideceğin yolun.
Sense başka bir yol tutturdun.
Üç kuruş paraydı seni sevindiren.
Oysa ağlayan mü'min kardeşindi, sen gülerken!
Ezanlara kulağını tıkardın hep.
Şimdi senden isteniyor geçerli bir sebep!
Zekâttı, İslâm'ın bir diğer şartı.
Vermediğin o paraların hangisi sana kaldı?
Beytullahtır Kâbe.
Günahlar dökülür gidemediğin o yerde.
Yeme ve içmeyi kesmekten ibaret sandın orucu.
Hâlbuki nefse esaretten kurtuluşun adıydı bu.
Kalbinde her türlü sevgiye ziyade yer verdin.
Peki, hiç mi hakkı yoktu Yaratan'ı sevmeye yüreğinin?
Ölmek yok oluştu, ötesi yoktu senin için.
Beden ve ruhunla işte artık kabirdesin.
Münker ve nekir onların adı.
Hani Hazreti Peygamber haber vermişti de, sen umursamamıştın
onları!
Çırpınma boşuna, fayda gelmez artık sana.
Yaptıklarındır kâr kalacak yanına.
Bitsin bu ızdırap demektesin.
Oysa daha çok var menzile, eli mahkûm bekleyeceksin.
Amellerinle yüzleştiriliyorsun.
Keşkeler kaplıyor benliğini, pişman oluyorsun.
Hoyratça harcadığın ömrün bir daha geri gelmeyecek.
Son pişmanlık da fayda vermeyecek.
Eyvahlar çekiyorsun hesap soruldukça.
Tıpkı kendin gibi yetiştirdiğin evlatların geliyor aklına.
Kendini kurtaramayışlığının acizliği içinde kıvranmaktasın.
Peki ya herkes birer birer haklarını istemeye başlayınca ne
yapacaksın?
Acizliklerin ortada, pişmanlık duyacakların yanı başında.
Öyleyse dosdoğru yaşa şu fani dünyada!
Ayşenur Aydınlı
MESAJI GELENLER
Aydın
Başar
Mesaji Gelenler:
Aylan Maide Erdoğan
Emine Çakmak
Zehra Akman
Süheyla Yılmaz
Songül Ekinci
Aydın Başar
Mehmet Aydın
Hasan Demir
Ahmet Gürel
Hüseyin Kumbasar
Hayriye Çakıroğlu
Turgut Ekşi
Nalan Vanlı
Emre Koca
Sinan Menguç
Nurhayat Gümüş
Yasın Gür
Mümtaz Bayraktar
Sema Kılıç
Şelale Duru
Meltem Aktaş
Hidayet Okur
Davut Çepni
|