|
İSMAİL HÜNERLİCE
Hüner
Hazreti Âdem'den Kıyamete Kadar
ZİNA...
Kâinatı yoktan var eden
Allah celle celâluhu kâinatı lüzumsuz ve boş yere yaratmadığını
bizlere bildiriyor. Yaratılışın bir gayesi ve gerekçesi var; O da
yaratıcıyı tanımak ve O'nun buyruklarını yerine getirmektir.
Bizlerde yaratılan bir canlı olarak yaratanımızın emrini tutmaya
mecburuz. Fakat burada bir incelik var "mecbur" olan biziz. Allah
bize "mecbur"sunuz buyurmuyor. Allah'ımız bizi itaat ve isyan
hususunda serbest bırakıyor dileyen itaat eder, dileyen isyan
eder, tercih kullanır. Sonucuna katlanmayı göze alan dilediğini
yapabilir. Onun için dünyada isteyen istediğini yapabiliyor. Fakat
inananlar Fatiha suresinde "sadece sana kulluk ederiz" diyerek
tercihlerini Hakkın tarafına yaptıklarını ispatlamış oluyorlar.
İbadetler cennete götürür. Günahlar cehenneme götürür. İki büyük
günah vardır ki; dünya kurulalı hiç değişmedi, günahın taraf ve
işleyenleri cehenneme yuvarlandılar. Biri "faiz," diğer bir ifade
ile haksız kazanç diğeri de "zina"dır. Kavimlerin helâkine
baktığımızda bu iki durumdan helâk olduklarını görüyoruz. Biz bu
yazımızda Zinayı işleyeceğiz. Allah celle celalûhu büyük
günahların affını cezaya bağlamıştır. Küçük günahların ise tövbe
ile affedileceği bildirilmiştir. Bir Müslüman'ın amel defterinde
büyük günah olmaması lâzımdır.
HAD CEZASI GEREKTİREN SUÇLAR...
Hadd
cezası gerektiren had suçları için belirlenmiş cezalar yedi
tanedir.
1–Zina
2–Evli bir hanıma zina etti iftirası
3–İçki
4–Hırsızlık
5–Yol kesicilik
6–İrtidad (dinden dönme)
7–İsyan
Bu suçlardan her biri için belirlenmiş olan cezalar "hadd" olarak
adlandırılır.
Hadd Allah celle celâlühû hakkı olarak başka bir ifade ile
toplumun çıkarı için belirlenen cezalardır. Fıkıh âlimleri ceza
Allah'ın hakkıdır. Fertler veya toplum tarafından
kaldırılamayacağını beyan ederler. Bu kamu yararına insanlardan
fesadın önlenmesi emniyet ve güvenliğin gerçekleştirilmesidir.
Resulullah sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Yeryüzünde uygulanan bir hadd insanlar için kırk sabah yağmur
yağmasından hayırlıdır.(1)
"Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir kötü bir
yoldur."(2) Müfessirler, bu Ayet–i Kerime'de geçen "zinaya
yaklaşmayın" hükmünü tefsir ederken; gizli ve açık her türlü
zinanın haram olduğunu, ayrıca kalben zinaya meyletmekten ve sebep
olabilecek davranışlardan da kaçınmanın gerekliliği üzerinde
durmuşlardır. Dolayısıyla İslâm dini; hem zinayı hem de zinaya
vesile olabilecek davranışları yasaklamıştır.
Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun;
Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(ni tatbik)
hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir
grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.(3)
Bekâr olan erkek ve kadının; zina etmesi halinde 100 değnek (celde)
cezasına çarptırılacakları hususunda icma- müctehid imamları
ittifak etmişlerdir.(4)
Bu cezadan (hadden) önce; eziyet ve hapis cezası tatbik
ediliyordu. Nitekim Kur'an–ı Kerim'de: "Kadınlarınızdan fuhşu
işleyenlere karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik
ederlerse, onları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol
açıncaya kadar kendilerini evlerde alıkoyun. Sizlerden fuhşu
irtikâp edenlerin her ikisini de eziyete koşun. Eğer tövbe edip,
nefislerini ıslâh ederlerse, artık onlara (eziyetten) vazgeçin.
Çünkü Allah tövbeleri en çok kabul eden, en çok esirgeyendir"(5)
hükmü beyan edilmiştir.
Hazreti Ubade b. Samit radıyâllahu anh'den rivayet edildiğine göre
Resûl–i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:
"Benden alınız!.. Benden alınız!.. Kur'an–ı Kerim şüphesiz zina
edenler için bir yol göstermiştir. Bekârın bekârla zinası yüz
değnek ve bir sene sürgündür. Evlinin evliyle olan zinası yüz
değnek ve recmdir"(6) buyurmuştur. Dolayısıyla hapis ve eziyet
cezaları nesh edilmiştir. Resul–i Ekrem'in:
"Kur'an–ı Kerim şüphesiz onlara (zina edenlere) bir yol
göstermiştir" sözü, bu neshin delilidir.
SUÇU
İTİRAF ETMEK
Hazreti Zeyd b. Halid radıyâllahu anh'den rivayet edildiğine göre;
Resûl–i Ekrem'in yanına gelen iki davacıdan birisi:
–Ey Allah'ın Resûlü!.. Aramızda Allahû Teâla'nın kitabıyla hükmet,
dedi. Diğeri de:
–Evet!.. Ya Resûlullah! aramızda Allah'ın kitabıyla hükmet, izin
verirseniz meseleyi anlatmak için konuşmak istiyorum, diyerek söz
istedi. Resul–i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:
–Peki, buyurun konuşabilirsiniz, diyerek müsaade etmesi üzerine,
davacılardan birisi anlatmaya başladı:
–Oğlum, bu adamın yanında işçi olarak çalışıyordu. Bunun karısıyla
zina etti. Oğlumun recm cezasına çarptırılacağını söylediler. Bu
yüzden fidye olarak, yüz koyun ve bir cariyemi, bu adama verdim.
Daha sonra ilim ehli kimselere sorduğumda: "oğlumun cezasının yüz
değnek ve bir yıl sürgün olduğunu; bu adamın karısının ise, recm
edilmesi gerektiğini" beyan ettiler. Şimdi ihtilâf halindeyiz,
dedi. Resûl–i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem her iki tarafı
dinledikten sonra:
–Nefsim yed–i kudretinde olan Allah–û Teâla'ya andolsun ki;
aranızda Allah–û Teâla'nın kitabıyla hükmedeceğim. Yüz koyunun ve
cariyen sana tekrar iade edilecektir. Oğlun için yüz değnek ve bir
sene sürgün vardır, buyurdu. Daha sonra yanında duran Hazreti
Ûneys'e:
–Ya Ûneys!.. Şu adamın karısına git, eğer zina ettiğini itiraf
ederse recm cezasını tatbik et, emrini verdi. Kadın suçunu itiraf
edince "recm" cezası uygulandı.(7)
ZİNAYA
GÖTÜREN YOLLAR
KAPATILMALIDIR
İslâm uleması: "Hür bir kimse, sahih bir nikâhla evlenir ve
karısıyla normal yolla cinsi ilişkide bulunursa, o iffetli bir
kadın olur. Eğer böyle bir karı ve koca zina ederse, recm
olunurlar"(8) hükmünde ittifak etmiş ve icma hasıl olmuştur. Ümmü
Seleme radıyallâhu anha anlatır. "Resulullah'ın yanındaydım,
Meymune’de onun yanında bulunuyordu. İbn–i Ümmü Mektum geldi Bu
örtünme emrinden sonraydı. Resûlullah:
"Ona karşı örtünün" buyurdu. Biz de; "Ey Allah'ın Resulü o kör
biri değil mi? Bizi görmez ve tanımaz." dedik. Resulûllah şöyle
buyurdu. "Siz de kör müsünüz?"(9)
Dinimiz kör bir insana karşı bir hanımın kendisini sakındırmasını
emrettiğine göre gerisini düşünelim ki, ona göre dikkat edelim.
Resulûllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu.
"Bir yerleşim yerinde zina ve faiz görülürse; Allah'ın azabını
kendilerine müstehak kılmış olurlar."(10)
ZİNA
SUÇUNA
HADD CEZASI
UYGULAMASI
Evli olduğu halde zina eden ve şer'i şerifle hükmeden hakim (kadı)
tarafından recm cezasına çarptırılan kadın ve erkeğin cezası infaz
edilirken bazı hususlara riayet vaciptir. Eğer zinanın sabit
olması şahitler vasıtasıyla gerçekleşmişse, önce dört şahid
taşlamaya başlar, daha sonra Kadı, daha sonra da cemaat!.. Dört
şahidden birisi taşlamaktan çekinirse had düşer. Eğer zina,
mükellefin ikrarı (itirafı) ile sabit olmuşsa, önce kadı (hakim)
taşlar, daha sonra cemaat. Taşlama sırasında ikrarından
(itirafından) vazgeçer veya kaçarsa bırakılır.(11) Hastalık recm
cezasının tatbikine mani değildir. Ancak recm edilecek olan kadın
hamile ise; had cezası tehir edilir. Değnek (celde) cezasında da
durum aynıdır. Doğumunu yapıncaya ve nifas hali bitinceye kadar "Hadd–i
Zina" uygulanmaz. Çünkü karnındaki çocuğun hayatı muhteremdir,
zina sebebiyle olsa bile. Resûl–i Ekrem'in: "Dikkat ediniz!.. Bir
suçlu ancak kendi aleyhine suç işler"(12) buyurduğu bilinmektedir.
ZİNA
MAHSULU
ÇOCUĞUN DURUMU
Hanefi fûkahası "Babası belli olmayan zina mahsulü bir kimseye,
diğer bir şahıs zina isnadında bulunsa, kendisine (isnadda
bulunana) hadd cezası tatbik edilir. Zira o adam iffetlidir.
Annesinin işlediği zina fiili, onun iffetini ortadan kaldırmaz.
Veled–i zina olan bir şahsın; kadı önündeki şehadeti (şahidliği)
muteberdir. Çünkü annesinin ve onunla zina eden babasının fiili,
zina mahsulü olan çocuğun adaletine gölge düşüremez"(13) hükmünde
ittifak etmiştir.
Resûl–i Ekrem sallâllahu aleyhi ve sellem muhsane (temiz–namuslu)
olduğu halde zina eden Gamidiyye isimli kadını, hamile olduğu için
recm etmemiş, doğumundan sonra gelmesini emretmiştir. Doğumdan
sonra recm için gelen kadına: "Geri dön!.. Çocuğun sana ihtiyacı
kalmayıncaya, senden müstağni oluncaya kadar ona bak"(14) emrini
vermiştir. Dolayısıyla görevini yapacak kimse olmadığı zaman;
çocuk sütten kesilinceye kadar recm cezası tatbik edilmez. Ancak
çocuğa bakacak bir kimse bulunursa (süt emzirme ve ihtiyaçlarını
karşılama noktasında) doğumu müteakip recm cezası infaz
edilebilir.(15)
"İhsan" şartlarına haiz ve zina ettiği kat'i olarak (delillerle
veya itirafla) tesbit edilen mükellef "recm" edildikten sonra,
cenazesi yıkanır, cenaze namazı kılınır ve defnedilir.(16) Zira
Resûl–i Ekrem'in Hazreti Maiz recmedildikten sonra: "Ona kendi
ölülerinize yaptığınız gibi, yapınız"(17) emrini vermiştir.(18)
TEVRAT'TA ZİNANIN CEZASI RECM'DİR...
Z inanın
Tevrat'taki hükmü recimdir. Buhari ve Müslim’de bu anlatılır. İbn–i
Ömer radıyallahu anhuma anlatıyor: "Resulûllah'ın huzuruna zina
etmiş olan bir Yahudi erkeği ile kadını getirdiler. Allah'ın
Resulü Yahudi erkeğine dönüp şöyle sordu.
–Zina eden kimse hakkında Tevrat'ta hangi hükmü görüyorsunuz.?
Onlar dediler ki;
–Ceza olarak zina eden kadın ile erkeğin yüzlerini karalayıp, her
ikisini birer hayvana ters bir vaziyette bindirir ve şehir
ortasında gezdiririz. Bunun üzerine Peygamberimiz:
–Eğer doğru söylüyorsanız, Tevrat'ı getirin, buyurdular.
Tevrat'ı getirdiler ve okumaya başladılar. Okuyan şahıs recm
ayetine gelince parmağı ile üzerini kapatarak yalnız üst tarafı
ile altını okudu. Aynı ırktan olup Müslüman olan Abdullah b. Selam
Allah'ın Resulü'nün yanında idi ve:
–Ey Allah'ın Resulü! Emir buyur da parmağını kaldırsın, dedi.
Peygamber aleyhisselâm Tevrat okuyan Yahudi'ye parmağını
kaldırmasını emretti. Yahudi parmağını kaldırınca, altında recm
ayeti olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine Peygamber aleyhissselâm
her iki Yahudi'nin de recm edilmesini emretti ve recm emri yerine
getirildi. O iki Yahudi'yi recmedenler arasında bende vardım ve
recmedilen Yahudi erkeğin, kadını atılan taşlardan korumak için
kendisini siper etmeğe gayret ettiğini gördüm.(19)
BİRÇOK
İNANÇ VE DÜŞÜNCE
ZİNAYI KERİH GÖRMÜŞTÜR
Dünya tarihine baktığımızda zinanın her toplum tarafından çirkin
görüldüğünü görmekteyiz. Zina etti diye Amerikanın başkanına
yapmadıklarını bırakmadılar. Hâlbuki bize göre onlar kâfir. Kâfir
için ne helâl vardır nede haram. Ama insan yapısında bu olay aslen
çirkin görülmektedir. Ne cüret ki, sözde medeniyet kullanılarak
zina ile ilgili yasak olsun olmasın diye tartışılabiliyor. Anlamak
mümkün değil. Kurtuluş savaşını incelediğimizde şanlı ecdadımız
altın harflerle tarih yazarak, kıpırdayacak hali kalmamış, her
taraf işgal altındayken kâfirlerin namuslarımızı kirletmeğe
kalkıştığını duyan şanlı ecdat adeta şahlandı ve düşmana öyle bir
ders verdi ki; nereye kaçacaklarını şaşırdılar. Kıyamete kadar da
ayağa kalkamayacaklar inşallah. Bir kâfir namusumuzu kirletirse
kırın elini denir de; öbür mahallenin erkeği bir iffetli kıza
sarkıntılık ederse bu savunulabilir mi! Tartışılabilir mi? İnanan
bir Müslümanın yaşamasının ana hatlarıyla gayesi dinini, namusunu,
malını, vatanını korumak içindir. Bunlara sahip çıkmıyorsa neden
yaşıyor ve yaşamasının gayesini anlamak mümkün değil.
Allah–u Tealâ’nın amel defterlerimize büyük günahları yazmaktan,
Rabbim bizi ve bütün inananları korusun. Şirkten, sihir, iftira,
faiz, zina, adam öldürmek, içki, İslâm'dan ayrılmak, kâfirlere
meyletmek, haram sevgisinden, Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin.
Rabbim içimizi dışımızı nurla doldursun.
Âmin!...
Dipnotlar:
1–Nesai; Sârık:7
2–İsra:17/32
3–Nur: 24/2
4–İmam–ı Serahsi–El Mebsut–Beyrut: ty C: 9, Sh: 36 vd. Ayrıca
İmam–ı Merginani–El Hidaye Şerhû Bidayetü'l Mübtedi–Kahire: 1965
C: 2, Sh: 98. Şeyh Abdülgani El Meydani–El Lübab fi Şerhi'l Kitab–Beyrut:
1400 C: 3, Sh: 184, İbn–i Hümam–Fethû'l Kadir–Beyrut: 1316 C: 4,
Sh: 125–126.
5– En Nisâ Sûresi: 15–16
6– İmam–ı Şafii–Er Risale–Kahire: 1979 (2 Bsm) Sh: 247 Madde: 886.
7– Sahih–i Buhari–İst: 1401 Çağrı Yay. C: 8–Sh: 30 K. Hudud: 38.
8– Sahih–i Buhari–İst: 1401 Çağrı Yay. C: 8, Sh: 30 K. Hudud: 38.
Ayrıca İmam–ı Malik–Muvatta–İst: 1401 C: 2, Sh: 322 K. Hudud: 1
Had No: 6, İmam–ı Şafii–A.g.e. Sh: 248–250 madde: 691
9– Ebu Davud;4112
10– Hakim Müstedrek;2/37
11– İbn–i Hümam a.g.e. C:4, Sh:121– 124.Ayrıca Şeyh Abdülgani El
Meydani a.g.e.C:3, Sh:184–185.
12– Sünen–i İbn–i Mace–İst: 1401 Çağrı Yay. C: 2, Sh: 890 Had. No:
2669.
13– İmam–ı Serahsi–El Mebsut–Beyrut: ty C: 9, Sh: 127. Ayrıca
İmam–ı Kasani–El Bedaiû's Senai–Beyrut: 1974 C: 6, Sh: 92 (Not:
Annesinin zinasından çocuğu mes'ul değildir. Fukaha sadece "Veled–i
zinanın" imametini; kendisini yetiştirecek bir babası olmadığı
için ve cahil kalma ihtimalinin fazlalığını esas alarak "mekruh"
bulunmuştur)
14– İbn–i Hümam–A.g.e. C: 4, Sh: 137. Ayrıca hadis için, İmam–ı
Malik El Muvatta–İst: 1401 Çağrı Yay. K. Hudud: 1 C: 2, Sh: 821.
15– İmam–ı Kasani–El Bedaiû's Senai–Beyrut: 1974 C: 7, Sh: 59.
Ayrıca Molla Hüsrev–Dürerû'l Hükkam fi Şerhi Gureri'l Ahkam– İst:
1307 C: 2, Sh: 64.
16– Şeyh Abdülgani El Meydani–El Lübab fi Şerhi'l Kitab–Beyrut:
1400 C: 3, Sh: 184.
17– İbn–i Hümam–Fethû'l Kadir–Beyrut: 1316 C: 4, Sh: 125.Müslim;hudud,16
18– Bu konuyla alakalı geniş izahat Hukuki İ. Kamusu; Ö.N.Bilmen:
Yedinci Kitap:541–580mad
19– Buhari;3436
|